pub-6450042492155979 google.com, pub-6450042492155979, DIRECT, f08c47fec0942fa0 ABDULKADİR GEYLANİ VAAZLARI: ŞEYTANA

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

ŞEYTANA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ŞEYTANA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Eylül 2022 Cumartesi

ABDÜLKADİR GEYLANİ 18. NEFS HEVA ŞEYTANA KARŞI SAVAŞ

ABDÜLKADİR GEYLANİ 18. NEFS HEVA ŞEYTANA KARŞI SAVAŞ Bu konuşma, pazar sabahı Ribat'da yapıldı. Konuşma tarihi: Hicri, 16 Zilkade 545 (Miladi 1150). Bu sohbette; Kaç çeşit cihad vardır ve özellikleri nelerdir? Şeytana itaati bırakıp Allah'a kulluk etmenin mükafatları nelerdir? Kâmil imân sahibi olmak nasıl mümkün olur? Kurtuluşa ermenin sırrı nedir? Nefse karşı cihad açmak için bilinmesi gerekenler nelerdir? Allah'ın razı olduğu ve sevdiği kullarının özellikleri nelerdir? Konuları işlenmiştir… Allahü Taâlâ iki cihad emretti. Biri içten, öbürü dıştan. İç âlemde olacak cihad, nefisle, kötü arzularla, şeytani duygularla olur. Ayrıca, isyandan dönmek, küçük hataları bırakmak da iç âlemde yapılacak cihad arasındadır. Haram olan şehevi arzuları bırakmak da bunlar arasında sayılır. Dış âlemde yapılacak cihad ise, Allah'a ve Peygamberine (S.A.) isyan edenleri yola getirmektir. İsyan kılıcı çekenleri hizaya getirmektir. Oklarını kırmak ve mızraklarını parçalamak bu cihad arasındadır. Bu yolda öldürmek olduğu gibi, ölmek de vardır. Ama ne olursa olsun, iç âlemdeki cihad dış âlemdekinden daha zordur. Ve daima üzerinde durmak icab eder. Nasıl zor olmasın ki?.. Nefis bütün arzularından kesilir. Sonra tek yol açılır. O da Allah'ın emri yolu... Bu, onun doymak bilmeyen hırsını tatmin edemiyor!.. Bir kimse, iki cihad vazifesinde de Allah'ın emrine uyarsa, ona dünya ve âhirette bol mükâfat vardır. Harp anında şehitler acı duymazlar. Ancak bir kimse kolundan alınan kandan ne kadar sızı duyarsa şehit de kılıç darbesinden o kadar sızı duyar. Bir hatalının günahı bırakması, susuzun suya olan ihtiyacı kadar önemlidir. Şehit bunu bilir, ölümden korkmaz. Şehadetle bütün hatalarının affına inanır. Bu yüzden hiçbir cihaddan çekinmez. Ölüm acısını da duymaz. Ey cemaat! Size teklif ettiğim iş, daha iyisini vereceğime karşılıktır. Hakkı isteyenler, onun tarafından istenmiş olur. Bu zâtların her anı bir olur. Kendine göre emri ve yasağı vardır. Zahirdeki emri yerine getirdikten sonra, kalblerin hoşlanmadığı şeyi de yapmazlar. Bunlar diğer insanlara benzemez. Hele Allah ve Peygamberinin (S.A.) düşmanları olan içi bozuklara hiç benzemezler, içi bozuklar ateşe atılacaklardır. Hakk’ı bilmeyen ve ona düşmanlık eden nasıl ateşte yanmaz? Bunlar dünyada, Hakk'a uymuyorlardı. Şahsî olan kötü arzu, şeytanlık duygusu, kötü âdetler onları bu hâle getirdi. Dünyayı öbür aleme tercih ettiler. Nasıl ateşe atılmasınlar ki, şu azîm Kur’an'ı dinlediler, ama ona iman etmediler. Onunla iş tutmadılar. Ne emrini tanıdılar ne de yasaklarından vazgeçtiler. Ey cemaat! Şu yüce Kur’an'a inanınız. Ve işlerinizi ona göre yapınız. Yaptığınız işler Kur’an’ın emri dahilinde ve temiz olsun. İşlerinizde ihlâs olsun. Görsünler diye, iş yapmayınız. Bir iş yaparken içiniz başka, dışınız başka olmasın. Halkın övmesini beklemeyiniz; onlardan bir şey ummayınız. Bu söylenen şeyleri, halkın tümünden biri ancak yapabilir. Çalış, o bir kişi sen ol. Kur’ân'a iman edip işlerini ona göre yürütenler azdır. Ona iman edip iş tutanlar parmakla gösterilecek kadar az olduğu için nifakçılar çoğaldı; ihlâs sahipleri azaldı. Sizi Hakk’a kulluk etmekten ne aldı? Ona karşı tembelliği size kim dedi? Düşman tarafına çalışmayı size kim sevdirdi? Size kötü vaadlerde bulunan şeytandır. Onun vaadleri yalandır. Can ve başları ile Hak tarafında olanlar, Hakk'ın emir ve tekliflerinden dışarı çıkmazlar. Sabra dayanırlar. Sabır hâlinin Mevlâ’nın teklif ve kaderinde saklı olduğunu bilirler. Bu sebeple kader, kaza ve İlâhî teklifler ne yönde ise oraya koşarlar. Dünya ve âhiretin bol hayrına böylece kavuşurlar. İlâhî tasarruf büyüklerin uyduğu şeydir. O tasarruf, büyükleri bir defa sabra götürür; sonra da şükre kavuşturur. Bulunca alır şükrederler. Olmayınca sabra devam ederler. İlâhî tasarruf onları bu hâle getirir. Bir kere uzaklığa düşer, sonra yakınlığa ererler. Güçlük ve darlık duygusuna kapılırlar. Zengin veya fakir olabilirler. Hastalık ve afiyete de düşmeleri olur. Bütün bu hâllerinde, bir ellerinde sabır, öbüründe ise şükür bulunur. Ne olursa olsun cümle hâlde, düşüncelerinin yükünü kalbleri taşır, Kalbleri Hak tarafından muhafaza altına alınırsa üzüntüleri geçer, arzularına ermiş olurlar. Onlara göre kalbden daha önemlisi yoktur. Halkın ve kendilerinin selâmet üzere olmalarını dilerler. Herkes Yaratanını bulsun, O'nunla hoş olsun, bütün duâları budur. Ey evlâd! Sağlam ol; açık sözlü ve iyi olursun. Bir hüküm verirken için temiz olursa konuşman güzel olur; yaptığın işler iyi olur. İçini temiz tutarsan dışın da hoş olur. Bütün selâmet, Hakk’a tâattadır. Tâat ise, Allah'ın emrini tutmak ve yasak ettiğini yapmamaktır. Ayrıca, Allah’ın vermiş olduğu bütün emirlere boyun eğmek, emri dahilindedir. Allah'ın emirlerine koşana Allah yardım eder. O'nun tâatına koşana bütün yaratılmışlar yardımcı olur.