ABDÜLKADİR GEYLANİ 24.ALLAHIN İDARESİNE ORTAK OLMAMAKBu konuşma, pazar sabahı Ribat'ta yapıldı. Konuşma tarihi: Hicrî, 14 Zilhicce 545 (Milâdi 1150). Bu sohbette; İlim öğrenmenin amacı nedir, niçin ilim öğrenilmelidir? İlahi lütuflara mazhar olmak nasıl mümkün olur? İzzet ve Celal sahibi Allah ile aramızdaki perdeler ne zaman kalkar? Allah'tan gayri her şeyden geçerek ölü haline nasıl gelinir, ölmeden önce nasıl ölünür? Nefsten, insan ve cin şeytanlarının şerrinden korunma ve doğru yola erişmek için ne yapılmalıdır? Allah sevgisi ile başka sevgiler aynı kalpte yer edebilir mi? Konuları işlenmiştir… Nefislerinizi, uygunsuz arzularınızı ve kuru isteklerinizi bir yana atınız; onları, Aziz ve Celil olan Hakk’a karşı çıkarmayınız. Kendiniz için ve başkaları için ondan korunmaya bakınız. Bazı büyükler şöyle der: - Halkı Hakk’a çevirmeye bak; Hakk’ı halka çevirmek için boşuna gayret sarf etme; bu olmaz. Emeklerin boşa gider. Yıkılmaya lâyık olanı, hemen yere vur. Baş kaldıranın kafasını ez. Nefsini yık, Hak ve hakikata uyuncaya kadar başına sopanla vur. Salih kullara koşunuz. Hak emirlere uymayı onlardan öğreniniz. Onlar, Hakk’a tam uyarlar. Bilgi, işleri iyi tutmak için yaratılmıştır. Onu yalnız ezber etmek işe yaramaz, ilmi ezber eden, gereğini yapmadıktan sonra kurtulamaz. Halka nutuk irad etmekten bir fayda gelmez. Sözünden fayda alıp kurtulan olur; ama sen batarsın. Bil, bilginin gösterdiği yolu tut. Öğrendiklerine uyan işi yaparsan, sustuğun zaman işlerin konuşur... Bir sanat ilmini öğrenen bir eser icad ederse, dili konuşmadığı zaman eseri onun namına konuşmayı yapar. İyi işlerini çoğalt. Tâ ki, sustuğun zaman onlar konuşsunlar, ilminden fayda almayan, başkasına da kolay kolay faydalı olamaz. Bir büyük şöyle anlatır: - Bir anlık hareketi, seni memnun etmeyenin öğüdü faydasızdır, ilmi ile âmil olanın bütün hâlleri faydalıdır. Hem kendisi hem de başkası için... Allah, beni dilediği ve istediği gibi konuşturur. Konuşmam huzurumda olanların hâline göre şekil alır. Onların ihtiyacı kadar konuşmak bana nasib olmuştur. Aklınıza kendiliğinden söz ettiğim gelmesin. Sizin aklınıza çok şeyler gelir. Aleyhimde her türlü sözü söylediniz. Sanki aramızda bir düşmanlık vardır. Beni hiç istemezsiniz. Her şeyimi dilinize dolar, sayar dökersiniz. Şerefim aranızda sanki pay edilmiştir. Her biriniz bir yerimi yırtar oldunuz. Ama unutmayın, o şeref benim değildir. Sahibi büyüktür. Zaten varlığımda hiçbir şeye sahib olmadım. Eğer varlığım olsaydı, hepsini size vermekten çekinmezdim. Elinize aldığınız şeyleri toplamak da benim için imkânsızdır. Siz de bunu biliyorsunuz. Her çeşit şeyleri söylemektesiniz; buna karşılık size bir iş etmek haddim değil. Niçin bu düşmanlığınız?.. Size yalnız öğüt vermekteyim. Onu da Allah için yapmaktayım. Kuvvetim O’nundur. Öğütlerimi dinlerseniz, sizin için iyi olur. Benim için olacak olmuş demektir. Kadere uy; aksi hâlde yere serilirsin. Yoluna onunla devam et. Yürüyemiyorsan zorla yürümeye gayret et. Bir gün gelir yürüyecek hâli kaybedersen hâlini anlayan olur, sırtına alır, götürür. Sen de rahat ve hoşça yoluna devam edersin. Allah yolunun tam yolcuları, ilk zamanda çalışırlar. Dünyalıklarını kazanarak yemeğe gayret ederler. Fazla almazlar; başkalarına dağıtırlar. Her aldıkları şey, İslâm dininin esas emirlerine göre olur. Bir zaman gelir, maddî yapıları çalışamaz olur. Ruhî durumları, onları çalışmaktan alıkoyar. Böylece tevekkül yoluna girmiş olurlar. Kalbleri Hak sevgisi ile dolar ve mühürlenir. Bütün duyguları kötülüğe karşı bağlanır. Görenler, memnun olur. Dünyalık ihtiyaçlarını kolay alırlar. Zorluk bilmezler; yorgunluk akıllarına gelmez. Yakınlık derecesini bulan birinci sınıf velîler, öbür âleme geçtikleri zaman nimet içine düşerler. Nimeti sevdikleri için değil, Hakk’a uydukları için verilmiştir onlar. Dünyada nasıl nimetleri rahat bulurlarsa, öbür âlemde de cennet nimetlerini öyle bulurlar. Allah'a tam kul olabilmek zor. Yoksa O, her şeyi verir; hem de bol bol... O, kullarına zulmetmez. Ey evlâd!.. Gayretin kadar alırsın. Ne kadar çalışırsan, şerefin o kadar olur. Her şey karşılıklıdır; çalışmadan verilmez. Kalbinden halk sevgisini atmayana Hak yakın olmaz. Halkı var bilme. Göreceksin ki, Hak'la aranda karanlık perdeler kalkmış. Nefsini manen ölü gör. Kendini ve halkı var bilme. Göreceksin ki, Hak'la arandaki bütün karanlık perdeler kalkmış. - Ölmek nasıl olur? diyene şöyle derim: - Nefse uymayı yık, kötü işleri yok et. Hakk'ın emirleri varken halkın buyruğuna koşma. Sebepler sana yüklenmesin. Mevlâ'dan gayri her şeyden ümitsiz ol. Kullar Hakk'ın ortağı olmasın. Hak’tan başkasından bir şey umma, bekleme, arama. Her işin Allah rızası için olsun. O'nun rızası önünde başka nimetleri bekleme. O'nun yaptığı işlere razı ol. Hükmü önünde sessiz ol. Bunları yaparsan ölmüş sayılırsın. Bilirsen, asıl dirilik budur. O istediği yana seni çevirir. O'nun yakınlık kâbesi yine kalbin olur. Sen o kâbenin perdelerine yapışır, zikredersin. Başkaları aklında olmaz.