pub-6450042492155979 google.com, pub-6450042492155979, DIRECT, f08c47fec0942fa0 ABDULKADİR GEYLANİ VAAZLARI: GİDERMEK

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

GİDERMEK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GİDERMEK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Eylül 2022 Cumartesi

ABDÜLKADİR GEYLANİ 23. KALPLERİN PASINI GİDERMEK

ABDÜLKADİR GEYLANİ 23. KALPLERİN PASINI GİDERMEKBu konuşma, cuma sabahı medresede yapıldı. Konuşma tarihi: Hicrî, 12 Zilhicce 545 (Milâdi 1150). Bu sohbette; Paslanan kalplerin cilası nelerdir? Kalp neden kararır? Resûlullah sallallâhu aleyhi ve selleme gerçek bağlılık nasıl olmalıdır? Sadece dil ile yapılan tövbe yeterli midir, gerçek bir tövbenin özellikleri nelerdir? Yiyecek ve içecekler haram ve şüphe endişelerinden nasıl temizlenir? Konuları işlenmiştir. Peygamber (S.A.) efendimiz şöyle buyurdu: - «Şu kalbler, paslanır. Onların cilâsı, Kur'an okumak, ölümü düşünmek ve zikir meclisinde hazır bulunmaktır.» Kalb pas tutunca, sahibi anlar, gidermeye çalışırsa, pekâlâ. Aksi hâlde fena kararır. Peygamber (S.A.) e fendimizin emrettiği şekle geçilmediği takdirde, kalb fena hâlde paslanır ve bu pasın giderilmesi imkânsız olur. Kalbin kararmasına sebep olacak çok şeyler vardır. İman nurundan uzak kalındığı için kararır. Dünyayı sevdiği için kararır. Sakınmadan dünyaya abanan kimse, kalbini mutlaka karartır. Bir kimse, kendisini dünyaya kaptırırsa kalbi kararır. Sakınma duygusu da ölür. Haram demez, helâl demez, mal toplamaya başlar. Mal toplarken helâl veya haram olduğuna önem vermeyince utanma duygusu da ölür. Ve murakabe hâlinden mahrum olur. Ey cemaat! Peygamberinizi dinleyiniz. Onun kelâmı ile kalbinize cila vurunuz. Kalbinizin cila ilâcını size o haber verdi. Sizden biri hasta olsa, doktoru ilâç tavsiye etse, kullanmadan şifa bulabilir mi? Bulamaz. İlâcı kullanmadığı süre, hastalığı eksilmez, belki artar. Gizli ve açıkta Allah’ı kendinize yakın biliniz. O’nu, gözünüzün hedefi olarak tutunuz. O’nu görür gibi olunuz. Siz O’nu görmeseniz bile, o sizi görür. Asıl Allah'ı zikir kalble olur. Kalbi ile Allah’ı zikreden, Allah'ı zikretmiş olur. Kalbi bırakıp yalnız dille Allah'ı zikreden, Allah'ı zikretmiş sayılmaz. Dil kalbin yavrusudur; yavru, anaya uyar. Öğüt verilen yerlere devam et. Kalb, öğüt dinlemeyi bırakınca körelir. Tevbenin hakiki mânası Hakk'ı üstün görmek ve saygı duymaktır. Bu sebeple bazı büyükler, şöyle der: - Hayır, iki kelime üzerinde toplanmıştır: Allah'ın emrini yüce bilmek ve kullarına şefkat göstermek... Allah'ın emrini yüce bilmeyen yaratılmışlara şefkat duyamaz. Allah'a yakın olamaz; rahmetinden nasib alamaz. Allahü Taâlâ, Musa (A S.) peygambere şöyle vahyetti: - «Ya Musa, şefkat duygusu besle ki, ben de sana rahmet nazarımla bakayım. Şefkat duygusuna sahib olana rahmetimi yağdırırım. Cennetime koyarım. Kalbinde merhamet duygusu taşıyana saadetler olsun.» Bütün ömrünüz çürüdü. «Yediler, yedik; giydiler, giydik; biz topladık, onlar topladı» gibi lâflarla ömrünüzü bitirdiniz. Kurtuluş yolunu, arayan, nefsini haram olan şeylerden alsın. Şüpheli şeyleri bıraksın. Şehvet duygularını kalbinde taşımasın. Allah'ın emrini yerine getirmek için nefsini sabırlı kılsın. Yasaklardan uzak dursun. Kader işlerine boyun eğsin. Allah yolunun sadık yolcuları, Allah'a sabra alıştılar. O'ndan ayrı kalmaya dayanamazlar. O’nun için ve O’nun varlığında sabrettiler. O'nunla olabilmek için her çeşit güçlüğe karşı durdular. O'na yakın olmayı arzuladılar. Nefislerinin barınağını bıraktılar. Hevâ ve tabiî isteklerini bir yana attılar. Onlar İslâm dinine sahip olurlar; Mevlâ’ya O'nunla varırlar. Yollarında; önlerine âfet, belâ, musibet, gam, keder, açlık, susuzluk, çıplaklık ve her türlü sefalet çıkar. Fakat onlar hiçbirine önem vermeden yürür giderler. Yollarından dönmeleri imkânsızdır. Bulundukları hâli değiştiremezler. Onlar öncüdür. Yolları kesik değildir. Kalbin ve kalıbın selâmetini buluncaya kadar hâlleri yolculuktur, giderler... giderler...